15 Haziran 2009 Pazartesi

Hiç Unutmam..

Askerliğimin son 3 ayını bölük çavuşluğu yaparak geçirdim.. ve son 3 aya kadar yazıcılık göreviyle görevli olduğum yerde bilfiil hizmet ettim.. Ancak askerliğimin son 3 ayında görev yerim değişti.. görev yerimin değişmesiyle birlikte -şahsına münhasır- büyüklerimizin de bana karşı tavırları değişti.. demekki insanın karakterinden daha önemli birşey varmış ki; o da kıdemi..

Malum bölük çavuşuyuzda.. her kabak benim başımda patlıyor.. geceleri uykuzuzluk çekerdim bu yüzden.. Neyse.. Anıma gelelim..

Yaz aylarındayız.. hafta sonu malum ortalıkta komutan yok.. Pek fazla iş yoğunluğu da yok.. Birgün, kayısı toplayayım dedim (kral çaycı:) Devremle birlikte.. Ağaca çıkmak yasak olduğundan, orda badana boya işleri için kurulmuş boya iskelesine çıktım ordan topladım kayısıları.. tam yere indim ki karşımda nöbetçi komutan.. "Napıyorsunuz?" diye sordu.. Dedim ki iki ağacın meyveleri arasında olgunluk farkı var sebeplerini tartışıyoruz..(elimizdeki kayısıları görmedi tabi..) Dedi ki: "aşı farkından.. biri daha önce olgunlaşmış.." sonra tam dönüp gidiyordu ki ağzıma bir kaıysı atıverdim.. yanaklarım şişti.. tekrar döndü "nedir o?" dedi.. bende ağzım dolu.. elimdeki kayısıları uzatarak işaret ettim.. Zaten gergin olan komutan iyice sinirlendi.. başını sallayarak gitti.. sonradan duydum ki tutanak yazmış.. hem de mektup gibi.. uzun bişey.. bir sürü suç işlemişim meğer ben.. kayısı ağacına çıkmışım (ki çıkmadım), sonra emre itaatsizlik, disiplinsizlik falan.. Sonradan sağda solda konuşurken ağaca çıkmamıştım ki ben dedim.. onu duymuş olucak ki değiştirmiş tutanağı.. :) Boyacı iskelesine çıkmak şeklinde.. O da suç..

Bölük komutanı da beni pek sever ya.. :) birkaç hafta öncdeden bana sarmışlığı vardı.. yok saçın uzun kestir falan diye.. zaten hafta sonu intikal vs. birsürü iş 5dk istirahat edemiyorum.. pazartesi kestirmedim diye tutanak yazmasın mı.. haydaa.. benim gibi askerlikten zevk alan, vazifesini kutsal sayan bir askerin böyle tutanaklar yemesi utanç kaynağı tabi.. ama sıkmadım canımı.. Allah görüyor ne de olsa.. 5 gün ceza biçildi bana.. daha o gün.. Ama ne varki cezayı uygulamaya malum kıdem yetmedi..

Günler geçiyor ama benim için her keçen gün daha bir sıkıntılı.. tutanak üstüne tutanak yiyiyorum.. dedim ki böyle olmayacak.. ben şu 5 günü yatayım.. düşsün yakamdan hepsi.. sonra bu meyve toplama manasıyla 5 günü, beni ceza evine göndermek istemeyenlerden habersiz.. oldu bittiye getirip gittim paşa paşa yattım..

Yattım ama o 5 günü gelin siz bana sorun.. :) hapis pisikolojisini orda bilmek şöyle dursun bizzat yaşamış oldum.. Allah hapis yatan (masum) kardeşlerime sabır versin..

17 Mayıs 2009 Pazar

2 yıl sonra yeniden

Askerliğime 9 gün kala yazmıştım ilk defa.. şimdi tam o gün yine yazıyorum.. aradan 2 yıl geçti ama benim askerlikle ilgili hassasiyetim.. düşüncelerim.. değişmedi.. olmaz olsun diyenlerin aksine yine olsun yine giderim diyorum..

Ne günlerdi askerlik günlerim.. hesabettim de 278 gün mü ne geçmiş askerden döneli.. 4 ağustosta çıkışımı verdiler.. o günü hiç unutmam.. üzüncüm sevincime denkti.. hele içtimadan kaçıp da beni uğurlamaya nizamiyeye kadar gelen arkadaşarlımın değeri benim yanımda bir başkadır.. iyi ki 15 ay yapmışım askerliği.. iyi ki o 'insan' larla tanışmışm.. insan askerde insan da görüyor.. benzerlerini de..

Anılarımı yazacaktım askerliğim boyunca.. Ama bilmiyordum.. meğer anı yazmak da yasakmış.. yazdıklarımı da gizli yazmıştım.. sonra günlüğümü yırtmak zorunda kalınca.. artık yazamadım.. hoş kıymetini sonra anladım şu yazdığım üç-beş günün bile.. bilseydim herşeyi göze alır yine de yazardım.. olsun.. bundan sonra hatırlayabildiğim kadarıyla yadedilen anılar olarak yazıcam inşallah.. evet 2 yıl önce "Gidelim, yaşayalım, anlatalım.." demiştim.. gittim, yaşadım.. şimdi sıra anlatmakta.. :)

8 Temmuz 2007 Pazar

05 Haziran

Bu sabah bölükle baber eğitim alanına gitmiş, güneşin anlında (bölük olarak) disiplinsizlik fırçaları yerken yazıcısı olduğum uzman çavuş imdadıma yetişti.. Bütüngün odada takıldım takılmasına da çalıştığım bilgisayar kendini kaybedip, artık beni emekliye ayırın dercesine isyanlarda olunca tıngırdayan müzikten de olduk.. Ankaralı, bir zamanlar uyuşturucu bağımlısıyken ucuz yırtmış olan acemi bir arkadaşla akşama kadar konuştuk.. Aldığı ilaçlar beynini uyuşturduğu için eğitime çıkamıyormuş.. Dertleştik biraz.. Aradabir uzman çavuşlar odaya girip bizi boş duruyoruz diye fırçaladıysa da bizi bozamadı.. "Boş duranı Allah da sevmez, komutanlar da.." 'Bebe' 2 ay öncesine kadar -damardan- alıyormuş arabeski.. :) tedavi için aldığım ilaçlar gözümü karartıyor diyor.. Akşam üzeri İkmal Astsubayı beni kendine yazıcı seçmesin mi? Görünürde terfi etmiş gibiyiz ama öteki tarafta eğitime çıkmazken bu tarafta eğitime çıkıp geceleri yazı işleri olursa işte o zaman ayvayı yedik gibi.. Hayırlısı bakam..

04 Haziran

Bu sabah bölükten önce eğitim alanına gitmişim.. Çalıştığım odayı temizledim biraz.. Oturdum masa başına.. Öğleye kadar yarı uykulu oyalandım durdum.. Sonra öğlen yemeği için tekrar bölüğe.. Yemekten sonra 'dinlenme' var.. Bölüğe 'emirle' sinema bileti satışı.. Eldeki biletlerin tamamı satılınca.. Almamış olanlar için 'kantine in!' emri.. Tabi bunlar benim için geçerli değil.. Bana çoktan eğitim alanına git! emri verilmiş bile.. 1.5 km günde en az 4 kez git gel.. Amasyanın kuru havasında yakıcı güneş hiç çekilmiyor.. kollarım ve yüzüm yanıyor.. yavaş yavaş kararıyoruz.. Eğitim alanına gittim.. Sonra Ankaralı kadro bir arkadaşla akşama kadar muhabbet.. Yemek zamanı tekrar yemekteyiz.. Saat 22:00 gibi babamla görüşmüşüm.. Ardından teyzelerimle ve dayımla.. İyi geldi.. Simdi saat 22:40.. Uyku zamanı.. Bu arada yeşil elbiseleri ve botları sevdiğimi farkettim bugün.. Galiba askerliği sevdim.. Sivil hayatta disiplinsiz bir adam için garip birdurum tabi..

03 Haziran

Saat 7:00 gibi uyanmışız.. Kahvaltımızı yapıp bölüpüğün yan tarafındaki kamelyalara geçmişiz ki önceden farketmeyip, arkadaşların söylemesiyle bölük duvarının kenarında bir ileri bir geri gidip gelen bir arkadaş, bir anda şapkasını yere atıp kafasını duvara vurmasın mı? Arkadaşın biri hemen atladı ama durduramadı.. Arkasından koştum, yere yatırdık ama çocuğu sakinleştiremedik..Sinir krizine girmiş.. Kilitlenmişti tâbiri caizse.. 5 kişi zor attık ambulansa.. Öğleden sonra gördüğümde bayağı sakindi.. Sonradan kendisinden öğrendim ki bıçaklama vukatı da varmış.. Uyuşturucu da kullanıyormuş.. Askeriyeye teslim olunca kullanamadı tabi.. doğal olarak kriz.. Allah ıslah eylesin.. İnşeallah düzelir..

01 Haziran

Bugün mübarek gün.. gel gelelim gidemedik işte.. ezanlar okunup da gidemeyince bi acayip oluyor insan.. Bir burukluk içimde.. 5 bin kişiden fazlayız şu tugayda.. Hiç mi bu bayramı kutlayacak insan yok.. üzülüyorum.. Mescit var tugayın içinde.. hemen bizim bölüğün alt tarafında.. ama sahipsiz.. ıssız.. öksüz.. her görüşümde içim burkulur..

31 Mayıs

Hergün aynı şeyler.. Yeni yeni arkadaşlar ediniyorum bu arada.. İnsanların yavaş yavaş dilleri çözülüyor.. ve kerçek yüzlerini yavaş yavaş görebiliyorum..Vazgeçilmezimiz olan ictimalara devam..