Asker hayatına ne kadar alışırım bilmiyorum ama herhalde tam alıştım derken bitiyor bu askerlik.
Kasım ayından beri pisikolojik olarak hazırlanıyorum. Şunu söylemeliyim ki; bu kadar önceden hazırlanmaya başlayınca, insan sabırsızlanmaya başlıyor. İki dönemdir ha gittim ha gideceğim. Nasip, 26 Mayıs'aymış.
Şafak hâlâ (zifiri) karanlık olsa da aslında birazda karanlık özlemi var bende. İnsan bedenî ve ruhî anlamda nasıl her gün karanlığa(uyku) ihtiyaç duyuyorsa, yine insan uzun vadede manevi anlamda karanlığa (bir nevi yanlızlık) ihtiyaç duyar. En azından ben ihtiyaç hissediyorum. Bu yüzden askerlik benim için ezilme korkusu ve isteksizlik değil, manevi anlamda inzivaya çekilme, şehirden geçici olarak uzaklaşarak zihin toparlanması anlamlarına geliyor. Zamanımız gençleri için birçok konuda fırsatlar içerir aslında askerlik. Günlük hayatı düzene sokma, kendine çeki düzen verme, sağlıklı hayatı sağlama, sosyalleşme, sorumluluk alma gibi yetilerin sağlanabileceği yegane kurumdur askeriye. Büyüklerimizin de dediği gibi "ana kucağı" olmadığı gibi "peygamber ocağı" olma özelliğini taşır.
Bakalım zaman ne gösterecek. Hani anlatılmaz yaşanır denir ya, yaşananlar bir ömür anlatılmasına rağmen. Gidelim, yaşayalım, anlatalım..
17 Mayıs 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
